< html> Fethullahçı Gladyo - Gizli Belge Kalmayacak - Blogcu



Gizli Belge Kalmayacak

Türkiye Gençlik Birliği "Bursa Nutku Yasaklanamaz"

"BURSA NUTKU YASAKLANAMAZ"

Türkiye Gençlik Birliği bir basın toplantısı yaparak, "Bursa Nutku'nu yasaklayamazsınız, F-Tipi tertipler TGB' yi durduramaz" mesajını verdi. Toplantıya Muazzez İlmiye Çığ ve çok sayıda aydın katıldı. Açıklama sonunda, Eskişehir'den gelen TGB üyeleri önderliğinde Bursa Nutku hep bir ağızdan coşku ile okundu.

Türkiye Gençlik Birliği düzenlediği basın toplantısı ile tek amaçlarının Vatan ve Cumhuriyeti savunmak olduğunu belirtti.

"Bursa Nutku'nu yasaklayamazsınız, F-Tipi tertipler TGB' yi durduramaz" toplantısına Sümerolog Muazzez İlmiye Çığ başta olmak üzere Ulusal Sivil Toplum Kuruluşları Birliği, Tüm Öğretim Elemanları Derneği, Eğitim-İş 1 nolu Şubesi, Memleket Sevdalıları Derneği, Deniz Yıldızı Derneği, Cumhuriyet Kadınları Derneği, Yurtsever Hareket, 68'ler Birliği, Çözüm Vakfı, Yurttaşlık Hareket Derneği' nden çok sayıda aydın ve öğretim üyesi, İlmiye Çığ'ın kardeşi ve kızı ile Sanatçı Fevzi Kurtuluş da katıldı.

Basın açıklamasını yapan Türkiye Gençlik Birliği Genel Başkan Yardımcısı Adnan Türkkan konuşmasında TGB yönetici ve üyelerinin Emniyet İçinde örgütlenmiş F-Tipi çete tarafından telefonla ya da bizzat görüşülerek tehdit edildiklerini söyledi.

Türkkan açıklamasında Bursa Nutku'nu okumanın Eskişehir Emniyeti tarafından suç sayıldığını ifade etti.

/Muazze İlmiye Çığ ise yaptığı konuşmasına " Karşı devrimin karşısındayız, devrim geriye gitmez" diyerek başladı.

Eskişehir'de 14 ocak tarihinde Bursa Nutku'nu okudukları için ifadeye çağırılan 10 TGB üyesinden üçü Zafer Tezci, Ergün Gedek ve Masum Gök'te basın toplantına katıldı. Türkkan ve Çığ'ın konuşmalarından sonra Bursa Nutku Eskişehirli TGB üyesi gençler önderliğinde tüm salon tarafından okundu.

Basın açıklamasının ardından Eskişehir Cumhuriyet Başsavcılığı'nın gençler hakkındaki soruşturmada takipsizlik kararı verdiği öğrenildi.

Ulusal Kanal 

17:59 - 28/1/2010 - Yorum {yok} - yorum yaz


Etiketler : Bursa Nutku,TGB,Türkiye Gençlik Birliği,Muazzez İlmiye Çığ,

TRT 2 Haber Kanalının Kadrosu

İŞTE TRT’NİN ‘YENİ’ HABER KANALININ KADROSU

Bilindiği gibi; TRT 2’nin haber kanalı olacağı duyuruldu. Yazmıştık; AKP icraatlarını TRT 2’den duyurmanın operasyonu bu…

İbrahim Şahin ve ekibi bilmezler mi; TRT 2 2001 yılında haber kanalı olmuştu ve yarım saate bir haber bülteni ile haber programları yayınlanmaya başlamıştı.
AKP döneminin ilk genel müdürü Şenol Demiröz’ün ilk icraatından birisi TRT-2’nin ‘kültür sanat’ kanalı yapılmasıydı. Bu kararla haber bültenleri saatte bir yayınlanmaya başladı.

Şimdi İbrahim Şahin ve ekibi ‘Haber kanalı açıyoruz’ diyorlar.
Tahmin etmek zor değil; Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ya da Bülent Arınç’ın katılımı ile yine bildiğimiz açılış töreni yapılacak.
İbrahim Şahin’in ne kadar başarılı bir genel müdür olduğuna dair köşeler yazılacak.
Ancak biz konunun başka bir boyutuna dikkat çekmek istiyoruz.
Yeni haber kanalı TRT’deki kadrolaşma için yeni bir alan açacak. ‘Yeni kanal açtık, yeni personel alacağız’ diyecekler.
Bugüne kadar yapamadıkları bazı şeyleri bu kanalda deneyecekler.
Ahmet Böken  bugüne kadar perde arkasında fiilen yürüttüğü görevi artık resmen yapacak ve bu kanalın koordinatörü olacak.
Ahmet Böken’in kadrosu hazır. Bugüne kadar STV ve aynı grubun diğer kurumlarından çok sayıda eleman transfer ettiler zaten.
İşte bu kanallardan TRT’ye transfer edilenler:

AMHET BÖKEN / HABER DAİRESİ BAŞKAN YARDIMCISI / HABER KANALININ KOORDİNATÖRÜ
Samanyolu Haber TV genel yayın yönetmeni Ahmet Böken Sözleşmeli Haber ve Program Personeli olarak TRT’ye alındı. Böken; Haber ve Spor Yayınları Dairesi Başkanı Yardımcısı olarak görev yapıyor. Ancak fiilen Haber Dairesi’ni Ahmet Böken yönetiyor. Fakat, kağıt üzerinde başkan olarak Ahmet Çavuşoğlu görünüyor.

Odatv’nin gündeme getirdiği skandal Reşadiye haberi gibi dosyalara son şeklini Ahmet Böken veriyor. Bu tür haberleri izleyen muhabirlere Ahmet Böken özel talimatlar veriyor hatta sorulacak soruları bizzat belirliyor.
Ahmet Böken, TRT Genel Müdürü İbrahim Şahin tarafından STV’den özel olarak getirildi. Ve sanılanın aksine; Ahmet Böken’in yaptığı her şeyden İbrahim Şahin’in haberi var.

Ahmet Böken STV’deki ekibini de TRT’ye getirdi:

AHMET TORUN / TRT HABER MERKEZİ EDİTÖRÜ

STV Haber Müdürü iken sözleşmeli personel olarak TRT’ye alındı Merkez Haberler Müdürlüğü’nde editör olarak görevlendirildi.

CAVİT ATASEVER / TRT HABER MERKEZİ EDİTÖRÜ
STV‘de çalışırken sözleşmeli personel olarak TRT’ye alındı. Merkez Haberler Müdürlüğü’nde editör olarak görevlendirildi.

MEHMET ÇIĞIN / HABER EDİTÖRÜ
STV Haber Programları Editörü iken Sözleşmeli Haber ve Program Personeli olarak TRT’ye alındı. TRT–2 Haber Editörü olarak görevlendirildi.

MERYEM ÖZKURT / TRT–1 ANA HABER BÜLTENİ YÖNETMENİ
Ahmet Böken’in STV’de yaptığı programın yönetmeni Meryem Özkurt TRT–1 Ana Haber Bülteni’nin yönetmeni olarak görevlendirildi.

İŞTE YANDAŞ MEDYADAN TRANSFER EDİLEN ve HABER DAİRESİNE YERLEŞTİRİLENLERİN BİR BÖLÜMÜ

Adı / Soyadı ve Eski Kurumu

Ahmet Böken-STV Haber Genel Yayın Yönetmeni
Ahmet Torun-STV Haber Müdürü
Cumali Çaygeç-STV Haber Editörü
Cavit Atasever-STV Haber Editörü
Mehmet Çığın-STV Haber Programları Editörü
Meryem Özkurt-STV’de Ahmet Böken’in Programının yönetmeni
Rahmi Şener-STV
Sedat Dalda-STV
Hasan Basri Erden-Cihan Haber Ajansı
Burhan Torunlar-Cihan Haber Ajansı
Volkan Makar-Cihan Haber Ajansı
Gökhan Kulaş-Cihan Haber Ajansı
Nuri Coşar-Cihan Haber Ajansı
Fettah Erdurur-Cihan Haber Ajansı
Halil İbrahim Özemiş-Cihan Haber Ajansı
Servet Dağ-Cihan Haber Ajansı
İlyas Dal-Zaman
Erkan Söğütçü-Zaman
Murat Kaban-Zaman
Abdülkadir Beşikçi-Aksiyon Dergisi
Ercan Baysal-Kanal 7
Murat Nuhoğlu-Kanal 7
Erdoğan Baycan-Kanal 7
Yasemin Demirhan Erden-Kanal A
Faruk Ayaz-Kanal 24
Anda Ayva-Kanal A
Yalçın Salay-Aksiyon Dergisi
Ertan Ömeroğlu-Kanal 7
Uğur Alıcı-Kanal 7-İHA/ TBMM TV

Yukarıdaki isimler sadece TRT Haber Dairesi’nde çalışanların bir bölümü.
İbrahim Şahin döneminde TRT’ye yaklaşık bin kişi alındı. Bu rakama One Haber Ajansı, Birbey İnsan Kaynakları vb. firmalarda çalışanlar dahil değil…

Odatv.com

02:25 - 15/1/2010 - Yorum {yok} - yorum yaz


Etiketler : TRT 2,İbrahim Şahin,Ahmet Böken,STV,Fethullah Gülen Cemaati

Uğur Mumcu'nun Katili Amerikancı Fethullahçı Gladyo'dur!

UĞUR MUMCU’NUN KATİLİ
AMERİKANCI F TİPİ GLADYO’DUR!

31 Aralık 2009 günlü Zaman gazetesinde, eski PKK yöneticilerinin başında bulunduğu “Nasname” adlı bir internet sitesine dayanılarak, “Yalçın Küçük, Doğu Perinçek ve Öcalan, Mumcu’nun ortadan kaldırılmasına karar verdi” yalanına yer verilmiştir.
Mizah konusu olduğu düşüncesiyle gülünüp geçilmesi gereken bu haber, Türkiye’nin milli güçlerine karşı tertibin ve psikolojik savaşın bir parçası olması nedeniyle farklı bir anlam taşımaktadır.
Güzel Türkçemizde “şıracının şahidi bozacı” diye bir deyim vardır. Zaman gazetesinde yer alan haber, bu deyimi hatırlatmaktadır. Eski PKK yöneticileri ve Zaman gazetesi paslaşmaktadır.
İşçi Partisi Genel Başkanı Doğu Perinçek, Uğur Mumcu ile çocukluk ve okul arkadaşı olup 40 yıllık sarsılmaz dostlukları vardı. İkisi de başından beri ulusalcı fikirleri savunmuşları ve aynı safta omuz omuza mücadele etmişlerdir.
Partimizin Genel Başkan Yardımcıları Av. Mehmet Cengiz ve Uğur Mumcu’nun ağabeyi Av. Ceyhan Mumcu, Uğur Mumcu, Ahmet Taner Kışlalı, Necip Hablemitoğlu gibi Türkiye’nin değerli aydınlarının katline ilişkin davalarda müdahil vekili olarak görev yapmışlardır. “Umut Davası” müdahili olarak yer almışlardır.
Yine Uğur Mumcu’nun ağabeyi Ceyhan Mumcu, Cumhuriyet Gazetesi Uğur Mumcu Cinayetini İzleme Kurulu üyeliği ve Atatürkçü Düşünce Derneği Uğur Mumcu, Muammer Aksoy ve Bahriye Üçok Cinayetleri İzleme Kurulu Başkanlığı yapmıştır. Ceyhan Mumcu, bu girişimleriyle TBMM’de kurulan Sadık Avundukoğlu başkanlığında Faili Meçhul Cinayetler Meclis Araştırma Komisyonu ile Ersönmez Yarbay başkanlığındaki Uğur Mumcu Cinayeti Meclis Araştırma Komisyonunda elindeki bilgi ve belgeleri bu komisyonlarla paylaşmış bir kişidir.
Partimizin başından beri faili meçhul cinayetlere karşı tutumu bellidir. Faili meçhul cinayetleri işleyen karanlık güçleri kulaklarından tutup aydınlığa çıkartmak İşçi Partisinin en önemli görevlerinden biri olagelmiştir. Daha o günlerde kimsenin Susurluk’un adını ağzına almazken, İşçi Partisi bu konuda kapsamlı dosyalar hazırlayarak Meclis Araştırma Komisyonunun önüne koymuştur.
Partimizi cinayetle ilişkilendirmek kimsenin haddine değildir. Partimizin bu konuda alnı aktır. Yapılan Partimizi psikolojik savaşla yıpratmaya ve kamuoyunda lekelemeye çalışmaktan başka bir şey ifade etmemektedir. Ancak boşuna bir çabadır; Bu çamurlar, iftiralar İşçi Partisi’ne yapışmaz!
Partimiz avukatları, Zaman Gazetesinde yer alan bu yalan haberle ilgili Zaman Gazetesine dava açmışlardır.
Partimiz, bundan sonra da psikolojik savaşın bir unsuru olarak ortaya atılan yalanların peşini bırakmayacak, hesabını soracaktır.

ip.org.tr

23:32 - 2/1/2010 - Yorum {yok} - yorum yaz


Etiketler : Uğur Mumcu,Fethllahçı gladyo,gladyo,Doğu Perinçek,

Cihaner AKP, Topbaş, Albayrak ve Cemaat İlişkilerini Belgeledi

CİHANER AKP,TOPBAŞ, ALBAYRAK VE CEMAAT İLİŞKİLERİNİ BELGELEDİ

Erzincan Cumhuriyet Başsavcısı İlhan Cihaner’in İsmailağa soruşturmasında cemaatin AKP’yle ilişkileri konusunda önemli bulgular elde etmesi, onu Hükümet’in hedefi haline getirdi. Soruşturmada, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Topbaş’ın belediyenin yurttaşlara dağıtması gereken yardım malzemelerini cemaate aktardığı, cemaatin AKP'ye işlerini Yenişafak Gazetesi Sahibi Ahmet Albayrak aracılığıyla yaptırdığı saptandı. İşte Cihaner’i AKP’nin hedefi haline getiren, soruşturmada ulaştığı somut bazı çarpıcı bilgiler...

Erzincan Cumhuriyet Başsavcısı İlhan Cihaner'in 2007 yılında başlattığı İsmailağa Cemaati soruşturmasında, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Topbaş’ın belediyenin yurttaşlara dağıtması gereken yardım malzemelerini cemaate aktardığı saptandı. Buna göre, Topbaş, anlaşmalı marketlerden alışveriş yapılmasını sağlayan yardım çeklerini cemaate verdi.

Soruşturmada cemaatin, üst düzey işlerini Yeni Şafak gazetesi sahibi Ahmet Albayrak aracılığıyla AKP’ye yaptırdığı saptandı. Soruşturmada saptanan Albayrak’ın aracılık ettiği bazı işler şunlar: Milli Eğitim Bakanlığı ve Diyanet İşleri Başkanlığı başta olmak üzere kamu görevlerine cemaatin istediği kişilerin atanması, Karadeniz bölgesi başta olmak üzere AKP’li belediye başkanları ve meclis üyelerinin cemaat üyelerinden seçilmesi, ihalelere aracılık ederek kamu kurumlarının işlerinin cemaate fahiş fiyata yaptırılması, cemaatin bazı vakıfların taşınmazlarını ucuz fiyata alması ya da kiralamasını sağlamak.

Başsavcı Cihaner’in yürüttüğü soruşturmada AKP milletvekilleri eski Orman Bakanı Osman Pepe ve eski Enerji Bakanı Hilmi Güler de şüpheliler arasında yer alıyordu. Soruşturmada, Albayrak’ın Pepe ve Güler’le sık sık görüştüğü ve cemaatin isteklerinin yerine getirilmesi için aracılık ettiği saptandı. Cemaatin, Adalet Bakanlığı’na fahiş fiyata daire ve lojman sattığı da saptanan soruşturmada, ayrıca karapara aklama, sahte diploma hazırlama, çocukların okula gönderilmemesi, bunu engellemek isteyen Milli Eğitim Bakanlığı görevlilerinin pasifize edilmesi, rüşvet gibi önemli delillere ulaşılmıştı.

Başsavcı Cihaner’in yürüttüğü “çıkar amaçlı suç örgütü” soruşturmasının üst düzey AKP’lilere ve Fethullah Gülen cemaatine dayanması AKP açısından bardağı taşıran son damla oldu. Başsavcı Cihaner’in geniş çaplı bir operasyona hazırlandığı sırada, “cemaatin silahlı olduğu” ileri sürülen isimsiz bir ihbar mektubu gerekçe gösterilerek, soruşturmaya Erzurum Cumhuriyet Başsavcılığı’nın “özel yetkili birimi” tarafından el atılarak tırpanlandı.
Ulusal Kanal

00:44 - 27/12/2009 - Yorum {yok} - yorum yaz


Etiketler : İlhan Cihaner,akp,Kadir Topbaş,Fethullah Gülen Cemaati,

Sivas Platformu

Zaman bu platformu beğendi

Sivas Platformu'nun Cumartesi günü yaptığı sempozyumun ders niteliğinde olduğunu yazan Zaman gazetesi, Oral Çalışlar, Ali Bulaç ve İzzettin Doğan'ın bir araya gelmesinin çok önemli olduğunu da iddia etti.

"Ülkemizin çok kritik yol ayrımlarından geçtiği bu günlerde" çok önemli bir toplantı gerçekleştirildiğini duyuran Zaman gazetesi, bu toplantının 70 milyona ders niteliğinde olduğunu iddia etti. Birlikte yaşama kültürünün çok güzel bir örneğinin ortaya konulduğu iddia edilen haberde, "Türkiye'nin duayen profesörleri, siyasetin önde gelen isimleri, STK temsilcileri değerli din adamları Sivas platformunda bir araya gelerek kardeşlik ve dostluk konusunda 70 milyona ders niteliğinde konuşmalar yaptı" denildi.

Cem Vakfı Genel Başkanı Prof. Dr. İzzettin Doğan, İstanbul İl Müftüsü Prof. Dr. Mustafa Çağrıcı, Türk Ocakları Şube Başkanı Dr. Cezmi Bayram; gazeteciler Avni Özgürel, Oral Çalışlar, AliBulaç ve Prof. Dr. Toktamış Ateş gibi isimlerin katıldığı sempozyumda bu isimlerin bir araya gelmesi Zaman gazetesini çok sevindirirken, gazete bunu "Türkiye'ye örnek model" olarak sundu.

Pek çok okur için bir araya gelmeleri hiç de şaşırtıcı olmayan bu isimlerin, yan yana gelebilmelerinin çok önemli bir gelişme olduğu iddia edilen habere "Uzlaşma, hoşgörü ve barış içinde yaşama kültürünün yol ve yöntemlerine çok gerek duyduğumuz günlerden geçiyoruz. Türkiye'nin anlayış ve barış içinde yaşama kültürü konusunda prototipi sayılabilecek Sivas şehrinden iş adamları ve bürokratların öncülüğünde çalışmalarını sürdüren Sivas Platformu, üzerine düşeni yaparak gerçekleştirdiği sempozyumla Türkiye'ye ihtiyacı olan fikir ve anlayış dersini verdi. Katılımcı ve konuşmacıların birbirinden çok farklı görüş ve kültürlerden olması sempozyumun başarısını daha yapıldığı sırada kanıtlar nitelikteydi" denildi.

"Açılıma destek çıkar mı?"
Sivas Platformu Başkanı ve Sancaktepe'nin AKP'li Belediye Başkanı İsmail Erdem, bugünlerde demokratik açılım projesiyle ülkenin yine eski huzurlu günlerine dönebilmenin, kardeş kavgasında bir sona varmanın yollarının arandığını söyledi.

Sempozyumda yapılan konuşmalardan basına yansıyan bazı ayrıntılar ise toplantının o kadar da başarılı olmadığını gösterdi. İstanbul Müftüsü Mustafa Çağrıcı, birlikte yaşama kültürünün temelinde dinin bulunduğunu iddia ederek, dinin milli kültürün, medeniyetin oluşmasında çok etkili olduğunu söyledi.

Çağrıcı'dan sonra söz alan Cem Vakfı Genel Başkanı İzzettin Doğan da Aleviliğin İslam anlayışı olmadan Anadolu'da var olan hoşgörü iklimini yaratmanın mümkün olmadığını söyledi. Doğan, "İstanbul Müftüsü Mustafa Çağrıcı kaç tane cemevini ziyaret etmiştir? Bir tanesini dahi ziyaret ettiğini zannetmiyorum" dedi.
(soL - Haber Merkezi)

00:43 - 15/12/2009 - Yorum {yok} - yorum yaz


Etiketler : Sivas Platformu,kürt açılımı,Zaman gazetesi,Oral Çalışlar,

İlhan Cihaner İsmailağa Cemaatine Dokundu 26 Yıl Hapsi İstendi

CEMAATE DOKUNAN YANIYOR

İsmail Ağa Cemaati soruşturmasını yürütürken, hakkında inceleme başlatılan Erzincan Cumhuriyet Başsavcısı İlhan Cihaner için hazırlanan iddianamede, 26 yıl hapis istendi.



Adalet Bakanlığının, İsmailağa ve Fethullah Gülen cemaatlerine yönelik iki ayrı soruşturma başlatan Erzincan Cumhuriyet Başsavcısı İlhan Cihaner hakkında açtığı davada Savcı Cihaner'in 26 yıl hapsi istendi. Hazırlanan iddianamede Cihaner hakkında görevi kötüye kullanmak, imar kirliliğine neden olmak ve resmi belgede sahtecilik suçlamaları yer alıyor.

İddianamenin “ihbar edenler” bölümündeki “Duyarlı ve mağdur bir vatandaş”, “İkram Çamur”,

“Hakan Vural” müstear isimleri dikkat çekti. İlgili kanun, hakimler ve savcılar hakkındaki şikayetlerde “başvuru sahibinin adı, soyadı, iş ve ikamet adresleri, TC kimlik numarası bulunmayan” ihbar ve şikayetlerin işleme konulmayacağını öngörüyor.

Adalet Bakanlığı’nın düzenlediği fezlekeyle Tunceli Ağır Ceza Mahkemesi’nde açılan davanın iddianamesinde Erzurum ve Erzincan Cumhuriyet Başsavcılıkları arasındaki yetki tartışmalarına da yer verildi. İsmailağa Cemaati ile ilgili soruşturmayı, uzun süren yetki tartışmalarının ardından örgütün silahlı olduğunu belirten bir ihbar mektubunu gerekçe gösteren Erzurum Cumhuriyet Başsavcılığı’nın almasından sonra, Fethullah Gülen cemaatiyle ilgili soruşturma dosyasını da Erzincan’dan istediği iddianameyle ortaya çıktı.

* İddianamede Erzincan Cumhuriyet Başsavcısı İlhan Cihaner hakkında Erzincan Cumhuriyet Başsavcılığı’nın başlattığı iki cemaate yönelik iki ayrı soruşturmayla ilgili Erzurum Cumhuriyet Başsavcılığı’nın yetkisinde olduğu değerlendirilerek bilgi talep etmesine rağmen soruşturmayı gizlemek,
* Erzincan Cumhuriyet Başsavcılığı’na gönderilen, bir kamu görevlisinin kaleme aldığı öne sürülen şikayet dilekçesinde Fethullah Gülen taraftarı dini grubun şeriat ihtilali planladıkları dile getirilmesine bu iddianın Erzurum yetkili cumhuriyet savcılığının yetki alanında olmasına rağmen yazışmaları sürdürerek ısrarla soruşturmaya devam etmek,
* Yıllık iznini kullanıp döndükten sonra 22 Eylül 2008 tarihinde göreve başlamasına rağmen 20 Eylül Cumartesi günü göreve başlamış gibi 22 Eylül’de bakanlığa telgraf çektirerek resmi evrakta sahtecilik yapmak,
* Resmi bir ödenek olmadığı halde adliye lojmanlarının bahçesine, 101 metrekarelik alana kameriye yaptırarak imar kirliliğine neden olmak, yargı camiasının saygınlığına ve tarafsızlığına gölge düşürmek. Başsavcı Cihaner iddianameye itiraz edecek, itirazın reddi halinde yargılama Yargıtay’da yapılacak.

Ulusal Kanal 

01:28 - 5/12/2009 - Yorum {yok} - yorum yaz


Etiketler : İlhan Cihaner,İsmailağa cemaati,Fethullah Gülen Cemaati,

Fethullah Gülen Cemaati CİA İlişkisi

İŞTE CIA-CEMAAT İLİŞKİSİ

Cumhuriyet Gazetesi’nden Ümit Zileli makalesinde Opus Dei ile cemaat ilişkisine çarpıcı örneklerle değindi.

İşte ilgili makalesi...

“Beş kıtada 475 üniversite ve yüksekokulu, 200 koleji vardı… 604 gazete ve dergiye sahipti… 52 radyo ve televizyon kanalı aralıksız yayındaydı…”

Dünyayı böylesine ahtapot gibi saran bu cemaatin adı Opus Dei (Tanrı’nın Eseri) idi ve Madrid’de sıradan bir Katolik papazı olan Josemaria Escriva de Balaguer tarafından 2 Ekim 1928’de kuruldu.

Papaz Balaguer “müritlerini” genelde Katolikliğe sıkı sıkıya bağlı, varlıklı, iyi eğitim görmüş zenginlerden oluşturmaya gayret etti. Cemaat eğitim yoluyla seçkin önder elemanlar yetiştirmeyi hedefledi. Okullar açtı ardı ardına. Yetmedi, taşradaki başarılı çocuklar için yurtlar hizmete sokuldu.. Yetişen müritler devletin kilit yerlerine yerleştirildi.. Ve hep devlet desteği gördüler.. Cemaat için komünistlerle mücadele esastı. Bu nedenle İspanya iç savaşında Cumhuriyetçilere karşı faşist Franco’yu destekledi. Zamanla ülke dışında da “hizmete” başladı. Çünkü soğuk savaş dönemi başlamıştı. 1947’de Balanguer Vatikan’a çağrıldı ve “Papa Hazretleri’nin Yüksek Papazı” unvanı verildi. Opus Dei’nin iki anahtar sözcüğü vardı: “Hoşgörü” ve “Diyalog”!.. Bu iki kavramı kullanarak dünyanın çeşitli ülkelerindeki insanlara yakınlaştılar, konferanslar düzenlediler, okullar açtılar, TV-gazete satın aldılar. Adları duyulmamış aydınları ünlü yaptılar. Opus Dei özellikle İspanyolca konuşulan Latin Amerika ülkelerinde solu ezmek için aktif olarak kullanıldı. Şili, Arjantin, Paraguay, Uruguay ve Peru’da Opus Dei CIA ile hep başrolü paylaştı. Balanguer öldükten sonra azizlik mertebesine layık görüldü! Ancak Opus Dei kamuoyunda hep “Kutsal Mafya” olarak bilindi!..
***
Yukarıdaki bilgileri, gazeteci Soner Yalçın’ın “Bu Dinciler O Müslümanlara Benzemiyor” isimli kitabından aldım. Okurken defalarca, “Yok artık, bu kadar da benzerlik olmaz” dediğimi belirtmeliyim!.. Soner, Opus Dei’nin ibretlik öyküsünün altına, Fethullah Gülen’in ABD’de nasıl “Green Card” yani oturma izni aldığının ilginç hikâyesini de eklemiş.. Buraya tümünü almam olanaksız, ancak Amerikan mahkemesinde kimler Gülen’in oturma izni alması için destek olmuş bakalım: CIA ajanı Graham Fuller, mesleğe CIA’da başlayıp sonra diplomat olan eski ABD Ankara Büyükelçisi Morton Abramowitz ve CIA Balkanlar uzmanı, Yunan asıllı George Fidas!.. Şu ilişkiler zincirine bakın, olağanüstü değil mi?!..
Günlerdir elimde kalem, satır satır altını çizerek okuduğum kitapta Soner daha neler anlatıyor neler… Yeni Şafak gazetesinin yazarı Fehmi Koru’nun Beykoz’da, Boğaz’ın en müstesna ancak çivi bile çakılması yasak olan yerine nasıl villa kondurduğu, Zahid Akman, Zekeriya Karaman, Hasan Hüseyin Ceylan gibi isimlerin hangi ilişkilerin sonucu Ankara’da 350 milyon dolarlık Armada İş Merkezi’ne ortak oldukları, Deniz Feneri yolsuzluğundaki rolleri, “bir lokma bir hırka” günlerinden milyarlarca dolarlık servetlere ulaşan “Müslüman kılıklı” dincilerin akıllara seza öyküleri ve daha neler… Ve Tabii Ergenekon’un insanı dehşete düşüren öyküsü!.. Siz yalnızca Türkiye’nin “Ergenekon”u mu var zannediyordunuz?.. Hayır, Gürcistan’ın, Ukrayna’nın, Sırbistan’ın, Slovenya’nın da “Ergenekon”u var, hem de tıpkısının aynısı!. Taraf’ıyla, Genç Siviller’iyle, iktidarıyla, yargısıyla, emniyetiyle, açık toplum enstitüsüyle, üniversiteleriyle… Okuyun, göreceksiniz…
- Kalemine sağlık Soner Yalçın…

Odatv.com

01:15 - 5/12/2009 - Yorum {yok} - yorum yaz


Etiketler : fethullah gülen,Nur Cemaati,cemaat,CİA,

Salih Memecan Dersim Karikatürü ve Atatürk Saldırısı

Vekil kocasından Atatürk'e saldırı




AKP’li vekil Nursuna Memecan’ın karikatürist eşi Salih Memecan, inanılmaz bir skandala imza attı. Daha önce Ata’yı kepçe kulaklı, korsan gözlü çizen Memecan bu kez de ‘katliamcı’ tasviri yaptı. Sivil toplum kuruluşları ayağa kalktı.

Ata’ya karikatürlü hakaret
AKP’li Nursuna Memecan’ın karikatürist kocası Salih Memecan, Büyük Önder Atatürk’ü ‘katliamcı’ olarak tasvir etti. Başta Atatürkçü Düşünce Derneği olmak üzere sivil toplum temsilcileri ve siyasiler ayağa kalktı

Haber: Fatih ERBOZ
Eşi AKP’den Milletvekili olan, Başbakan Erdoğan ve Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün yakın dostu olarak tanınan karikatürist Salih Memecan, inanılmaz bir skandala daha imza attı. 2008 yılında yeni yıl dolayısıyla, çizdiği kepçe kulak, patates burun ve korsan gözlü Atatürk resmi ile tepkileri üzerine toplayan AKP’li Nursuna Memecan’ın kocası Salih Memecan, bu kez de Büyük Önderi, katliamcı olarak gösterdi. Kürt açılımı tartışmalarının TBMM’de görüşüldüğü oturumda başlayan ’Dersim’tartışmasından ilham alan Salih Memecan’nın, Yeni Aktüel dergisinin son sayısında yayınlanan karikatürüne başta Atatürkçü Düşünce Derneği olmak üzere, sivil toplum kuruluşları ve siyasilerden tepki geldi.

Salih Memecan, Sabah gazetesinde1 Ocak 2008 tarihinde yayınlanan karikatüründe, Atatürk’ü, sakallı, şekilsiz bir burun, kepçe kulak ve korsan gözlü tasvir etmişti. Bu rezalet Türkiye’yi ayağa kaldırmıştı.

Eğitimini Amerika’da aldı AKP yönetimine ruh gibi yakın
Büyük Önder Atatürk’e “katliamcı” iftirasını atan Salih Memecan, AKP ve ABD’ye olan yakınlığı ile tanınıyor. ABD bursuyla Pennsylvania Üniversitesi’nde doktorasını yapan Salih Memecan 1998-2007 seneleri arasında ABD’de, New York eyaletinde yaşamış, ilk karikatürlerini ABD’de çizmişti. Salih Memecan’ın eşi Nursuna Memecan ise 2007 genel seçimlerinde AKP’den milletvekili seçildi. Eşinin milletvekili olmasıyla çizgisi iyice AKP’ye kayan Salih Memecan, Gül’ün Cumhurbaşkanı seçilmesinin ardından sık sık Köşk’te ağırlandı. Cumhurbaşkanı Gül ve eşi, 2007 aralık ayında Salih Memecan, Nursuna Memecan çiftinin yanı sıra Sabah Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Ergun Babahan ve eşi Sunay Babahan ile bu gazetenin yazarı Emre Aköz ve eşi Nur Çintay’ı ağırlamıştı. ’Memecanlar’ın Cumhurbaşkanı Gül’e olan yakınlığını Nursuna Memecan Star gazetesine verdiği röportajda şöyle dile getirmişti:

Yemekte ağırlandılar
“Gül ve eşiyle çok yakın görüşüyoruz. Bize gelirler, ben gidip onlarda kalırım. Sıkı dostluğumuz ve arkadaşlığımız var. Sadece politik alanda değil, özel hayatlarımızda da birbirimizi çok iyi tanıyoruz. Milletvekili olmam için teklifi hem Abdullah Gül hem de Başbakan Erdoğan yaptı.”

Emine hanımla da yakınım
Röportajda “Çok AK Partili’yim” diyen bayan Memecan, “Geçen seçimlerde AK Parti’ye oyumu vermiştim. Kabinede çok yakın arkadaşlarım var” ifadesini kullanmıştı. Memecan, “Kimler arkadaşınız?” sorusuna ise şu cevabı vermişti: “ Örneğin Ali Babacan ve eşi Zeynep Babacan ile çok yakınım. Birlikte seyahatlere gideriz. Girişken bir insanım; yoksa Abdullah Gül’ün eşiyle yolumun kesişmesine imkán yoktu. Hayrünnisa Gül de çok iyi arkadaşım. Başbakan Erdoğan’ın eşiyle de yakınım.”

Memecan’a tepki yağdı

Bu kadar yağcılık olmaz
CHP Yalova Milletvekili Muharrem İnce:
Karikatürü çizenler Damat Ferit ve Ali Kemal’in torunları olabililir... Artık Türkiye’de yağcılığın sınırları kalmadı. İktidar ile olan bağlantıları bazı kişiler için yeterli olmuyor demek ki. Hızını alamayıp Atatürkçü düşünceyi hedef tahtasına alıyorlar. Yağcılık olur ama bu kadarı olmaz. Artık bu karikatürü çizen AKP iktidarının kadrolu karikatüristti olmuş demektir. Ciddiye de alınmamalı.

Şiddetle kınıyoruz
Atatürkçü Düşünce Der. Yön. Krl.
Bu çağdışı anlayış örnekleri Türkiye Cumhuriyeti’nin tarihini yeniden yazamaz. Bu tür girişimler Türkiye Cumhuriyeti’nin tarihini lekelemek istese de bunu başaramayacaktır. Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk üzerine oynanan tüm oyunların farkındayız ve buna izin vermeyeceğiz. Bu tür girişimler hiçbir zaman başarılı olamayacaktır. Bu yayını şiddetle kınıyoruz.

Kökleri dışarıda
Toplumsal Düşünce Derneği Başkanı Fethi Bolayır:
Türkiye’de son yıllarda Atatürk’ün Cumhuriyeti’ne ve onun gösterdiği milliyetçilik anlayışına acımasızca eleştiriler var.Bu karikatür de bunun acı yansıması olarak görülebilir. Bu senaryoyu sahneye koymak isteyenlerin kökü dışarıda. Türkiye Cumhuriyeti’nin yakın tarihinde bir takım ayaklanmalar oldu. Ama Atatürk o dönem bazı sert tedbirler almasaydı,Türkiye Cumhuriyeti olmayacaktı

Savcılar görev başına
Hukukun Egemenliği Derneği Başkanı Erdem Akyüz:
Eğer bir devlete başkaldırı söz konusuysa her devlet bunu engellemek için gereğini yapacaktır. Başkaldıranları övmek, başkaldırıyı bastıranları yermek başlı başına bir haksızlıktır. Bunun amacı dolaylı yoldan Atatürk ilke ve devrimlerini yıpratmaktır. Bu konuda cumhuriyet savcılarının gerekeni yapması gerektiğini düşünüyorum.

Hedef Osmanlı modeli
DSP İstanbul Milletvekili Hasan Macit:
Dersim ile ilgili başlayan tartışmaların tamamı zaten Atatürk’ü hedef almaktadır. Dersim olayları onun döneminde olduğu için bunları gündeme getirmek istiyorlar. Bu karikatürde bu zemine yakışan bir mizansenin parçası. AKP Türkiye’yi ulus devletten koparıp, Osmanlı modeline götürmek istemektedir. İşte bu tür hamlelerle zemin hazırlamak istiyorlar.

Atatürk’ü karıştırmayın
MHP Tokat Milletvekili Reşat Doğru: Atatürk Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusudur. Gereksiz polemiklere hangi yöntemle olursa olsun karıştırılmamalı. Ne Mutlu Türküm diyene sözüyle Türk milletinin yüce değerlerine sahip çıkmış bir insanın gereksiz tartışmalarda isminin geçmesi Türk milletine zarar verir.

Yeniçağ

00:24 - 3/12/2009 - Yorum {3} - yorum yaz


Etiketler : Salih Memecan,Dersim,Atatürk,karikatür

Utah'ta Fethullahçıların Okuluna Soruşturma

UTAH’TAN CEMAATE KISKAÇ


O okulların Gülen Hareketi’yle ilişkisi ne




Cemaat ile bağlantısı olduğu düşünülen ABD’nin Utah eyaletindeki Beehive (Arıkovanı) Bilim ve Teknoloji Akademisi hakkındaki soruşturma genişletildi. Bundan 5 ay once velilerin şikayeti üzerine incelenmesi gündeme gelen okula resmi soruşturma Eyalet Eğitim Kurulu tarafından başlatıldı.


Odatv’de bundan yaklaşık 5 ay once ABD’li Salt Lake Tribune gazetesini kaynak vererek yer alan haber “Charter School adı verilen Beehive (Arıkovanı) Academy’nin yönetimi bir eski veli ve bir öğretmen tarafından Eğitim Kurulu’na şikayet edildi. Şikayetçiler okulun parasal işlemleri ve işe alma yöntemlerinin Fetullah Gülen’le ilişkili olduğunun ispatı olduğunu iddia ediyor” şeklinde verilmişti. Haberde soruşturmayı yürüten Brian Allen’ın “Ortalıkta görünen bir dini baskı yok. Ben para trafiğini incelemeyi tercih edeceğim” sözlerine de yer verildi.

Salt Lake Tribune’de yeni çıkan bir habere göre; soruşturma Eyalet Eğitim Kurulu’nun kabataslak incelemesinin ardından derinleşmeye başladı. Sayıştay Başkanı John Schaff, Eğitim Kurulu’nun mali denetime başladığı bu yasal soruşturmanın asıl hedefini, özellikle okullar tarafından ulaşılabilir olan devlet kredi fonlarına odaklanacağız, diyerek belirtti. Soruşturmanın okulun sıra dışı mali ilişkileri tespit edilince başladığı öğrenildi.
Eğitim Kurulu, okulun 2 milyon dolarlık bütçesindeki 337 bin dolarlık açığın 31 Aralık tarihine kadar yasal sürece uygun olarak belgelenmesini istedi. Aksi takdirde okul kapatılacak. Geçtiğimiz hafta soruşturmadan kurtulmak için Beehive Müdürü Frank Erdoğan görevinden istifa etti.

Bu yılın ilk dönemlerinde eski öğretmen olan bir veli, okulun şüphe uyandırıcı finansal ilişkileri ve öğretmen sözleşmeleri ile ilgili dikkat çekmişti. Veli tüm bunların okulun Pennsylvania’da yaşayan Gülen hareketinin kurucusu okullar, üniversiteler, bankalar, televizyon ve gazetelerden oluşan uluslar arası bir ağa sahip olan vaiz ve eğitimci Fethullah Gülen ile olan gizli bağını gösterdiğini iddia etmişti.

Türk ve Amerikan bilim adamlarınca kurulan ve mali olarak desteklenen Beehive, 7’inci sınıftan 12’inci sınıfa kadar olan öğrencilere matematik ve fen konusunda eğitim veriyor.

Charter okullar, vergilerle finanse edilen ücretsiz kamu okulları olduğu için ABD yasalarına göre herhangi bir dini oluşumla alakalı olmamaları gerekiyor.

Charter Okul Ne Demek?

Devlet kaliteli eğitim veremediği bölgelerde özel yatırımcıları okul açmaya teşvik eder. Yatırımcılar baştan sona bütün detayları içeren bir okul projesi sunarlar. Proje onaylanıp da okul açılınca yatırımcı, okuldaki öğrenci başına devletten para alır. Bu paranın miktarı devletin kendi okullarında oğrenci başına yaptığı masrafın yaklaşık %90'ıdır. Bu okullar devletin her sene yaptığı genel basarı ölçme sınavına girmek ve belli bir başarıyı tutturmak zorundadır. "Charter school" izinleri beş yıllık verilir. Beş yıl sonunda yeterli performansı gösteremeyen okulların yönetimine devlet el koyabilir ya da okulları kapatabilir.

Odatv.com

00:13 - 3/12/2009 - Yorum {yok} - yorum yaz


Etiketler : Utah,Fethullahçı,Beehive Bilim ve Teknoloji Akademisi,Arıkovanı Bilim ve Teknoloji Akademisi

Fethullah Gülen Cemaatinin Arap Açılımı

HÜKÜMET KÜRTLER’E AÇILIRKEN CEMAAT NE AÇILIMI YAPTI

Fethullah Gülen Cemaati son günlerde dikkat çeken bir açılım yaptı: “Arap Açılımı”.
Cemaat dünyanın pek çok ülkesinde okullar açmasına rağmen Arap Coğrafyası’nda yıllarca böyle bir girişimde bulunmadı. Arap dünyasında da diğer ülkelerdeki gibi kabul görmedi. Fethullah Gülen’in eserleri Arapça’ya çevrilmedi. Afrika’da dahi pek çok ülkeye açılan cemaat Arap coğrafyasında geç kaldı.
Bu konu cemaat tarafından da kabul ediliyor. Fethullah Gülen bu geç kalmışlığı bir kompleks ile açıklıyor: “Arap âlemi çok önemlidir. İslamiyet onların içinden zuhur etmiş, Kur'ân onların dilleriyle nazil olmuştur. Bu açıdan başka yerlere açılımlar gerçekleştirirken hep onları dışta tuttuk. Bize tepeden bakarlar endişesini taşıdım hep”.
Oysa yapılan yorumlar bu durumu başka nedenlerle açıklıyor.
Bu açıklamalardan ilki cemaatin Batı ile ilişkilerine ilişkin. Cemaatin Arap ülkelerinde faaliyetleri Batı ile kurduğu ilişkiler açısından risk unsuruydu. Cemaatin İsrail ve ABD karşıtlığının güçlü olduğu Arap coğrafyasında Batı ile ilişkileri nedeniyle zorluk yaşayacağı iddia ediliyordu. Arap entelektüelleri, ADL gibi Siyonist örgütlerin kitaplarını bastığı ve dağıttığı Gülen’e şüphe ile yaklaşıyorlardı.
Bir diğer neden ise cemaatin dışındaki İslami anlayışların Arap coğrafyasında etkin olması. Bu durum cemaatin Arap coğrafyasına girişini engelledi. Bu durum cemaat tarafından da kabul gördü. Son dönemde Gülen Hareketi ile ilişkileri nedeniyle popüler olan Georgetown Üniversitesi’nde düzenlenen 'Küreselleşme Çağında İslam: Gülen Hareketinin Etkisi' konferansında Rıdvan Ziyade bu meseleyi şöyle ifade etti: “Arap düşüncesinin kısa olmayan bir süre Mevdudi'nin düşüncelerinin etkisi altına girmesi Gülen'in fikirlerine açılımın önünde bir engel oluşturdu.”
Cemaatin Arap coğrafyasına ilgisizliği yakın dönemde son buldu.
Cemaat Arap coğrafyasına Mısır üzerinden girdi.Geçtiğimiz Mayıs ayında Mısır’da Hakan Şükür’ün de katıldığı bir törenle ilk defa okul açan cemaat yakın zamanda Mısır’da bir konferans düzenledi. Geçtiğimiz Ekim ayında “Fethullah Gülen Hareketi ile karşılaştırmalı tecrübeler” adıyla düzenlenen konferans Arap Birliği’nin binasında gerçekleşti.
Cemaatin Mısır’da ki tüm çalışmalarını ise ilişkili olduğu “Hira Dergisi” yürütüyor.
Peki bu açılım cemaat tarafından nasıl karşılandı?
Cemaatin Mısır üzerinden Araplar’a açılması cemaat içerisinde heyecanla karşılandı. Gülen bu adımın tarihi bir öneme sahip olduğunu söyledi. 9 Kasım tarihinde yayınlanan konuşmasında Arap coğrafyasında doğrudan Gülen Hareketi adının kullanılmamasını istedi. Gülen bu isimle yapılacak bir açılımın yaratacağı rahatsızlıklardan söz etti. Bu konuyu da enteresan bir dille açıkladı: “Burada ihlaslı olduğumu samimi olduğumu söylemiyorum. Riyakarın tekiyim. Ancak İslam’ın hatırına, harekete karşı tepki uyarmama adına bence o mevzuda temkin, falan cemaate filan cemaate aidiyetler ifade etmemek lazım” dedi.
Cemaatin Arap coğrafyasına açılımı küresel olarak ise başka bir olay ile çakıştı. Bu açılımın ABD’de Obama-Clinton yönetimi sonrasına denk gelmesi dikkat çekti. Bunun nedeni ABD yönetiminin yeni dönemde Araplar ile ilişkilerini yeniden tanımlamaya dönük attığı adımlar. Pro İsrail bir dış politika görüntüsü vermekten en azından uzak görünen yeni ABD yönetimi Araplar ile daha yakın ilişki kurma adımları atma konusunda niyetini gösterirken cemaat Araplar’a açıldı. Türkiye’nin de ABD’nin Araplar ile ilişkilerinde aktif rol alacağının konuşulduğu dönemde cemaat bu adımı ile 90’lar sonrasında Kafkasya ve Orta Asya’da oynadığı rolün benzerini gerçekleştirebileceğini herkese hatırlatmış oldu. Bu anlamda Arap Açılımı’nın ABD’ye de bir mesaj olduğu söylenebilir.
Ancak cemaatin Orta Asya’da Sovyetler Birliği sonrası bulduğu bakir alanı Arap dünyasında bulamayacağı bir gerçek. Bu nedenle cemaat açılımın başarısız olabilmesinin tedirginliğini yaşıyor. Köklü ve güçlü Arap İslamı’nın cemaatin Arap Açılımı’nı başarısız kılması kuvvetle muhtemel. Ancak cemaatin bu açılımdan beklentisinin Araplar’dan çok Batı’ya dönük olduğu düşünülürse o zaman bu başarısızlığın dahi bir anlamı olabilir.
Bakalım Arap Açılımı bundan sonra ne getirecek?

Barış Terkoğlu
Odatv.com

13:17 - 30/11/2009 - Yorum {yok} - yorum yaz


Etiketler : fethullah gülen,Nur Cemaati,arap açılımı,

Taraf Gazetesi ve Fethullahçı Cemaatin Ortaklığının Belgeleri

İŞTE TARAF- CEMAAT ORTAKLIĞININ BELGELERİ



Bu ıslak belgeler faili meçhul bir mektuptan çıkmadı!

Bu ayın başında Ahmet Altan Taraf gazetesini ayakta tutmakta zorlandığını anlatan bir yazı yazmıştı. Biz de “Ahmet Altan neden ağlıyor” başlıklı haberimizde bu şikayetin timsah gözyaşlarına benzediğini yazmıştık.

Yaptığımız bir araştırma Ahmet Altan’ın ağlamasının gerçeği yansıtmadığını gösterdi.

Çünkü Tarafın künyesindeki bazı bilgilerden yola çıkarak internette yapılan küçük bir gezinti arayanları bambaşka yerlere götürüyordu.

Bakın nasıl:

Haberimize eklediğimiz belgeler arasında MÜREKKEP MATBAACILIK ANONİM ŞİRKETİ’ne ait bir ticaret sicili kaydı göreceksiniz. 3 milyon lira sermayeli bu şirketin yönetim kurulu üyeleri arasında kimleri görüyorsunuz? Başar ve Savaş Arslan kardeşleri değil mi? Peki bu biraderleri başka nereden tanıyoruz? Taraf’ın sahibi olmalarından!

Taraf çalışanlarına maaş ödemekte zorlandıklarını söyleyenler Temmuz ayında bu 3 milyonu nereden bulup da matbaacılık şirketi kuruyorlar? Kim kimi işletiyor acaba?

Devam ediyoruz.

Taraf'ın internet sayfasındaki künyeye bakınca en altta karşımıza şu bilgi çıkıyor:

Web Tasarımı - Programlama
Sawis Digital Solutions
Hasan Çağrıcı - hasan@cagrici.com

Nedir bu Sawis Digital ve kimdir bu Hasan Çağrıcı?

Sawis Digital aktif olmayan bir sayfa.

Kime ait diye yakından bakıyoruz
Sahibi Hasan Cağrıcı ve Bestekar Şevki Bey Sokak No: 4 Balmumcu İstanbul adresinde ikamet eder görünüyor.
Bu adres aslında Hayalevi ya da artistik adıyla Artworks adlı reklam şirketinin adresi.

Şirket MÜSİAD gözdesi İlhan Soylu ile One Minute tişörtleri yapıp satan Necati Beydemir'in reklam şirketi.

Bu adresin tarihi bir önemi de var: o da aslında ARTIBİR REKLAM İLETİŞİM A.Ş.'ne ait olması..
Artık faal olmayan ARTIBİR, Kombassancı Haşim Bayram ile İlhan Soylu'nun ortak olduğu reklam şirketi.

Konudan sapmadan devam edelim
Taraf gazetesinin yayın yaptığı internet sitesinin sinyallerini takip ettiğimizde de karşımıza Pusula Bilgi İşlem Ltd Şti çıkıyor.
Yani Taraf internet hizmetini NEVBAHAR MAH.SUPHİ PAŞA SOK.NO.17 HASEKİ adresindeki Pusula firmasından alıyor.
Adresleri güya http://www.pusulabilgiislem.com/ girmeye çalışın bakalım, girebiliyor musunuz? Hayır mı? Internet hizmeti satan bir firmanın internet sayfasının olmaması çok da normal bir durum gibi görünmüyor.
Peki Pusula firması interneti nereden alıyor
Sıkı duruyoruz Teksas'tan....
Yani cemaatin cennet mekanından....
The Planet.com'dan
Peki The Planet.com daha başka kimleri ağırlıyor serverlarında?
Allahın çok ilginç bir lütfu olarak F. Gulen.com ve F.Gulen.net adlı cemaat sitelerimiz de burada Taraf ile birlikte yayın yapıyorlar.

Ne hoş bir tesadüfler, ne ilginç raslantılar değil mi ?

Odatv.com

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

00:41 - 29/11/2009 - Yorum {yok} - yorum yaz


Etiketler : Taraf,Nur Cemaati,fethullah gülen,Ahmet Altan,

Mümtazer Türköne'nin Ferhat Sarıkaya ile Ne İlgisi Var

MÜMTAZER TÜRKÖNE’NİN O SAVCI İLE NE İLGİSİ VAR

mümtazer türköne

Zaman Gazetesi yazarı Mümtaz’er Türköne 29 Ekim günü çok tartışma yaratan bir yazı yazdı. Türköne yazısında Türk Ordusu’nu yeniçeri teşkilatına benzetti. Bize Nizam-ı Cedid Ordusu lazım diyen Türköne, ordunun lağvedilerek yeni bir ordu kurulmasını istedi.
Peki bu sözleri Türköne’den önce kim kullandı?
9 Kasım 2005’de Şemdinli’de Umut Kitabevi’nin önünde bir bomba patlamış, patlama nedeniyle Ali Kaya isimli subay yargılanmıştı.
Olayı soruşturan Van Cumhuriyet Savcısı Ferhat Sarıkaya dönemin Kara Kuvvetleri Komutanı Yaşar Büyükanıt’ın adını iddianameye dahil etmiş, Büyükanıt’a suçlamada bulunmuştu.
Sanık Ali Kaya beraat ederken, savcı Ferhat Sarıkaya daha sonra meslekten men cezası almıştı.
İşte Ferhat Sarıkaya o iddianamenin içerisinde Türköne’nin açıklaması ile örtüşen bir ifade kullanmıştı.
Sarıkaya iddianamede şunu yazmıştı: "Devlet kurumları içerisindeki çıkar ve menfaat gruplarının gizli bir yapılanma içerisinde oldukları, bunların çıkarlarının örtüştüğü zaman beraber, örtüşmediği zamanda çatışmaya dönüştüğü 3.Selim zamanından bugüne kadar gelmektedir".
Jandarma kaynakları ise Sarıkaya’nın kullandığı bu ifade için şöyle değerlendirmede bulunmuşlardı: "Neden 4. Murad veya 2. Abdülhamid değildir de 3. Selim örneğini veriyor? Çünkü 3. Selim döneminde Yeniçeri Ocağı'na alternatif olarak Nizam-ı Cedid adıyla yeni bir silahlı kuvvet kurulmuştur. Acaba yapılan bu değerlendirmeler, dikkat ediniz, -bizde o dönemlerde uygulananları aynen uygularız- gibi bir gözdağı mı verilmek isteniyor? Bu ilişkiyi anlamakta güçlük çekilmektedir."

Odatv.com


01:05 - 13/11/2009 - Yorum {yok} - yorum yaz


Etiketler : Mümtazer Türköne, Ferhat Sarıkaya, Fethullah Gülen, Zaman gazetesi

İrticayla Mücadele Eylem Planı

"İRTİCAYLA MÜCADELE PLANI"

İrticayla Mücadele Planı

İrticayla Mücadele Planı adını taşıyan belgenin, Genelkurmay karargahında hazırlandığı iddia edildi. Sonrasında belgenin sahte olduğu ortaya çıktı. Aylarca ses çıkmadı. Ancak 4 gün önce Ergenekon savcılarına gönderilen ihbar mektubundan belgenin aslının ortaya çıktığı iddia edildi... İşte son 4 günde yaşananlar...
Taraf Gazetesi'nin ortaya attığı 'İrtica ile Mücadele Eylem Planı'nda son 4 günde neler yaşandı?
Belgenin aslının savcılığa ulaştırıldığına ilişkin haberler ilk olarak 23 Ekim'de TRT 2 ve CNN Türk'te yayımlandı. Gelişmeyi son dakika haberi olarak geçen bu kanallar, ihbar mektubundan da bahsettiler.

Hürriyet gazetesi haberi manşetten verdi. 24 Ekim tarihli gazete, belgedeki ıslak imzanın Albay Dursun Çiçek’in el ürünü olduğunu yazdı.

24 Ekim'deki gelişmeler bununla sınırlı kalmadı. Aslı bulunduğu iddia edilen belgeyle iligili Tayyip Erdoğan'dan da bir açıklama geldi. Erdoğan, "Adli tıp raporunun savcılığa ulaşmış olması lazım. Bunu savcı bey nasıl değerlendirecektir? Bu konuda benim söyleyeceğim herhangi bir şey yok." dedi.

Aynı gün saat 18.50'de bu sefer Genelkurmay Başkanı Orgeneral İlker Başbuğ bir açıklama yaptı. Başbuğ, "Benzerlerine sıklıkla rastlanan ihbar mektubu" ifadesini kullandı.

Albay Dursun Çiçek, 25 Ekim'de Habertürk'e konuştu. İddialara yanıt veren Albay Çiçek, “İftira ve komplolarına devam ediyorlar. İlgi ile izliyorum” dedi.

Gelinen noktada Taraf, Yeni Şafak, Bugün, Star ve Zaman gazeteleri, ihbar mektubunun içeriğini yayımladılar ve haberlerinin başlığında aynı vurguyu kullandılar. "Başbuğ'u biliyordu", "Belge ortaya çıkınca karargahtaki bilgisayarlar 35 defa silindi" şeklinde manşet haberlerine yer verdiler. İçeriğini yayımladıkları ihbar mektubunda Org. İlker Başbuğ, Orgeneral Hasan Iğsız ve E. Org. Ergun Saygun da hedef alınıyor. Mektupta, belgenin Orgeneral Hasan Iğsız'ın emriyle hazırlandığı ve plandan Genelkurmay Başkanı'nın haberdar olduğu iddia ediliyor. Sivil savcılığın olaya el koyması gündeme gelince 35 bilgisayarın silinerek savcılığa gönderildiğine işaret ediliyor.

Ulusal Kanal

22:30 - 26/10/2009 - Yorum {yok} - yorum yaz


Etiketler : İrticayla Mücadele Eylem Planı, fethullahçı gladyo, Taraf gazetesi, Hürriyet, Tayyip Erdoğan, Dursun Çiçek,

Mümtazer Türköne Siyasal Bilgiler Fakültesine Dekan mı Oluyor?

SBF'ye cemaatten dekan mı geliyor?

Başbakan Erdoğan'a fahri doktora verilmesi işaret fişeği oldu. İstanbul Üniversitesi'nde cemaat kadrolaşması tam hız devam ediyor. Şimdi de SBF'ye cemaatten bir dekanın atanacağı belirtiliyor.

Geçtiğimiz Temmuz ayı başında Recep Tayyip Erdoğan’a verilen fahri doktora ile gündeme gelen İstanbul Üniversitesi (İÜ) Siyasal Bilgiler Fakültesi’ne (SBF) dinci liberalizmin ve Gülen hareketinin en önemli ideologlarından, Zaman Gazetesi yazarı Prof.Dr. Mümtaz’er Türköne’nin getirileceği konuşuluyor.

Başbakan Erdoğan’a, öğretim görevlilerinin dahi alınmadığı, tüm kampusta polis terörü estirilmesine vesile olan bir çadır tiyatrosu eşliğinde Temmuz ayında fahri doktora verilmişti. Bu jest, Erdoğan’ın aile doktoru olan ve geçtiğimiz Aralık ayında rektör seçimlerinde ikinci olmasına rağmen Cumhurbaşkanı Abdullah Gül tarafından İstanbul Üniversitesi’nin başına atanan Yunus Söylet’in AKP hükümetine şükranlarını bildirme yolu olarak yorumlanmıştı.

Ne var ki, bazı duyumlar Erdoğan’a verilen fahri doktoranın basit bir “diyet” olmadığını, meselenin ikinci bir anlamı olduğunu gösteriyor. Şu ana kadar yaşanan gelişmeler ile bu duyumlar birleştirildiğinde ortaya çıkan tablo, AKP’nin İÜ’ye yönelik rektör seçimleriyle başlayan operasyonunun, bu üniversitenin en saygın fakültelerinden biri olan SBF’de devam ettiğini gösteriyor.

Fahri doktora, asli dekan
Yunus Söylet’in rektörlüğe atanmasının hemen ardından Prof.Dr. Mümtaz’er Türköne, kadrosu Gazi Üniversitesi’nde olmasına rağmen SBF Uluslararası İlişkiler Bölümü’nde ders vermeye başlamıştı.

Bir hocanın kadrolu olduğu üniversitenin dışında da ders vermesi kuşkusuz “anormal” bir durum değil. Ne var ki iş bununla bitmiyor. SBF’de dekanlık seçimleri yaklaştıkça, Türköne’nin Rektör Söylet tarafından dekanlığa atanacağı yönünde söylentiler yayılmaya başladı. Gelinen noktada söylentiler öğrenci kantininden kürsü koridorlarına kadar her yere yayılmış durumda. Kimi hocalar “yapılırsa hukuk katledilmiş olur, karşı çıkarız” derken, kimileri “bekleyip görmek lazım” diyor.

“Dur” denmezse durmayacaklar
İstanbul Üniversitesi senatosu tarafından alınan fahri doktora kararının uygulanması görevi “solcu” olarak bilinen SBF Dekanı Prof.Dr. Naz Çavuşoğlu’na düşmüştü. Çavuşoğlu, törende yaptığı konuşmada Erdoğan’a doktora verilmesinin bahanesi olarak kullanılan “medeniyetler ittifakı projesi”ni “evrensel insan hakları ve demokratik değerler temelinde çoğulcu, özgür ve eşitlikçi, sosyal adaletçi bir toplumsal düzenin varlığını hedefleyen bir proje” sözleriyle övmüştü. Dekan konuşmasında, Erdoğan’ın bu değerlerin hangisine katkı koyduğuna dair en ufak bir ipucu sunmamıştı.

Şimdi Dekan Çavuşoğlu yerine hangi Fethullahçının dekan olacağı tartışılıyor.

Çavuşoğlu'nun meslektaşı bir akademisyen yaşananları şöyle değerlendiriyor:

“Çavuşoğlu, Profesör unvanını İÜ’ye arka kapıdan girip ‘fahri’ yollardan değil, yıllarını bilim üretmeye adayarak hakkıyla almış bir bilim insanı olarak bu rezilliğe alet olmayabilirdi. Erdoğan’a gerekli cevabı vermek için onurlu bir bilim insanı olarak bu kepazeliği reddetmesi yeterliydi. Belki dekanlığını yitirirdi, kuşkusuz çok büyük baskı altında kalırdı, ama Türkiye akademi tarihine ‘Tayyip Erdoğan’a fahri doktora vermeyi reddeden Profesör’ olarak geçerdi. Şimdi ise ‘Yunus Söylet’in Tayyip Erdoğan’a ödediği fahri doktora diyetine alet olan SBF Dekanı’ olarak anılacak.”

İÜ SBF’de, Başbakan Erdoğan’a fahri doktora verilmesiyle başlayan süreç ve Dekan Çavuşoğlu’nun bu süreç içerisindeki tutumunun sonuçları, AKP’nin müdahalelerine karşı çıkılmadığında sonucun uzlaşma değil, aksine daha fazla müdahale olduğunu bir kez daha gösteriyor.

ÜKD ne demişti?
Erdoğan'a İÜ'de fahri doktora verilmesi ile ilgili olarak 8 Temmuz 2009 tarihli Üniversite Konseyleri Derneği (ÜKD) açıklamasında şu vurgular yapılmıştı:

“İstanbul Üniversitesi aydınlanmacı, yurtsever, kamucu değerlerin hâkim olduğu, Türkiye’nin en büyük üniversitesidir. Erdoğan ise Türkiye toplumunun gericileşmesinde en önemli pay sahiplerinden biridir. Doktora konusu olan “Medeniyetler İttifakı” bilindiği gibi zaten bir ABD projesidir. Ayrıca ülkemizin bütün işletmelerini özelleştirip uluslararası tekellere hizmette sınır tanımayan da Türkiye’yi pazarlamakla mükellef olduğunu arsızca söyleyen de Tayyip Erdoğan’dır.

Prof. Söylet ve ekibine, Tayyip Erdoğan’a konuşma yaptıkları kürsünün Cahit Arf’ın, Ümit Doğanay’ın, Server Tanilli’nin, Cavit Orhan Tütengil’in kürsüsü olduğunu hatırlatmak istiyoruz. Cumhuriyetin ilk üniversitesi olan İstanbul Üniversitesi’ni; cumhuriyet düşmanı fikirlere malzeme yapmaya çalışan kim olursa olsun buna izin vermeyeceğimizi ilan ediyoruz. İstanbul Üniversitesi’nin aydınlanmacı, yurtsever, kamucu değerlerini ayaklar altına almaya çalışanlara karşı üniversitenin gerçek sahiplerini ülkelerine ve okullarına sahip çıkarak gericiliğe, emperyalizme ve piyasacılığa karşı güçlü bir duvar örmeye çağırıyoruz.”

Mümtaz inciler…
İÜ SBF’ye dekan yapılması düşünülen Mümtaz’er Türköne’nin “Türkiye’nin Kayıp Halkası” isimli kitabında yer alan bazı görüşleri, "müstakbel" dekanın bilim, akademi ve aydınlanma konusunda neler düşündüğünü gözler önüne seriyor:

- Toplumun özgür bireylerden oluşan bir varlık olduğunu kabul etmek demek, toplumu dönüştürmeye çalışan insanların işinin bittiği ve hiçbir gerekçelerinin kalmadığı anlamına gelir.

- Türkiye’yi azgelişmiş ve üçüncü dünya ülkesi olarak tasvir eden ve o hale sokanlar aydınlardır. Çünkü kendileri aslında standart olarak bir azgelişmiş ülke aydını standardına sahiplerdi. Fakat bu Osmanlı döneminde değil, Cumhuriyet döneminde olmuş bir garabettir.

- Eğer halkı bir hamur olarak kabul ederseniz zaten peşinen kendi ülkenizi bir azgelişmiş ülke olarak tanımlamanız ve sonuçta geleneklerinizi ve tarihinizi yok saymanız gerekir. Cumhuriyet döneminde Türk aydınların yaptığı da budur.

- Modernleşmenin yarattığı çarpıklıkların çoğunun sorumlusu, bu yüzden aydınlardır.

(soL-Haber Merkezi)

02:08 - 18/10/2009 - Yorum {yok} - yorum yaz


Etiketler : Mümtazer Türköne, fethullahçı gladyo, Zaman gazetesi, Tayyip Erdoğan, İstanbul Üniversitesi

Polis Meslek Yüksekokulları Sınavı Soruları Fethullahçı Cemaate

Polis Meslek Yüksekokulları  Sınavı Soruları Fethullahçı Cemaate Verilmiş

Her yıl bilinen bir olaydır Polis Koleji sınav sorularının fethullahçı cemaate verildiği ama bugüne kadar pek bir delil olmadı, bunları araştırıp soruşturması gereken kesimlerde aynı kafadan olduğundan hep olayların üzeri örtüldü.

Bu senede 13 Eylül tarihinde yapılan Polis Meslek Yüksekokulu Sınavları’nın soruları günler öncesinden cemaate bağlı dersanelerde çözülüyordu ama ortamın rahatlığından olacak ki ulu orta servis edilen bu sorular medyaya yansıdı.

Hoşgörüden, hakdan, demokrasiden bahseden cemaatin kendi şakirtlerine yaptığı bu kıyak cemaat dershanesinde cemaatten olmayan mağdur öğrencileri kızdırdı ve sorularıfotoğraflarını paylaştılar

Polis_Meslek_Yüksekokulu_Sınav_soruları

Fotoğrafın teknik analizine bakıldığında gerçekten de sınavdan üç gün önce çekildiği anlaşılıyor. Sorular üzerinde çalışma yapılmış. Soruları çıkan sınav soruları ile karşılaştırdığınızda Polis Sınavı soruları ile örtüştüğü görülüyor.

Şimdi bu konu ile ilgili sınava giren bir öğrenci ile yapılan msn görüşmesini gönderiyoruz.

Bu görüşmede iki öğrenci birbiri ile konuşuyor. Bu öğrencilerden birinde önceden sorular varken diğerinde bulunmuyor.

Biri diğerine sınavdan sonra “gözün aydın patlattın tabii soruları” diyor. Diğeri ise “böyle konuşma, tedbirli olmak lazım, yerin kulağı var” diye cevap veriyor.

Sorular elinde olmayan öğrenci “çok adamın hakkı yendi, ben üniversiteyi kazandığım için umursamadım” diye sitem ederken, diğeri “bizim de haberimiz yoktu bize sadece bunlara çalışın dediler” diyerek cemaati işaret ediyor.

fethullahcı_msn

fotoğrafların üzerine tıklayarak büyütebilirsiniz

Gün geçtikçe cemaatten olmayan öğrencilerin tepkisi arttı ve mağdur öğrenciler ellerindeki FEM Dershaneleri'nin sınavdan üç gün önce(10 Eylül) dağıttığı soruların fotoğraflarını  dağıttılar.

İşte olay yaratan o fotoğraflar:

Odatv.com

Sınavdan üç gün önce FEM Dershanesi öğrencilerinin cep telefonuyla çektiği bu görüntülere teknik analizle bakınca Polis Meslek Yüksekokulu sınav soruları ile aynı olduğu anlaşılıyor.


12:27 - 24/9/2009 - Yorum {yok} - yorum yaz


Etiketler : Fethullah Gülen, Nur Cemaati, polis koleji, sınav, cemaat, polis

Abdullah Aymaz Kimdir? Neden Avustralya’da

Fethullah'ın "Aymaz"ı Avustralya'da

 

Gülen'in veliahtları arasında gösterilen Abdullah Aymaz, Avustralya'da katıldığı bir etkinliği ve oradaki ilişkileri yazdı.

Gülen Cemaati'nin ağır toplarından Abdullah Aymaz, Zaman'daki köşesinde bir süredir Avustralya'daki temasları ile ilgili yazılar yazıyor. Cemaatin "gezen ağabeyler"inden olan Aymaz'ın, Avustralya'daki izlenimlerini paylaştığı yazılarda Cemaati daha etkili göstermeye çalışması dikkatlerden kaçmadı.

"Bizim arkadaşlarımız"
Yazdığı yazılarda, Gülen Hareketi'ndeki etkin yerini gizleme ihtiyacı duymayan Aymaz, genellikle yaptığı gezileri anlatıyor. Cemaat adına yaptığı gezileri ve temasları anlatmadığı zamanlarda Fethullah Gülen'i anlatan Aymaz, hareketin "Avrupa imamı" olarak biliniyor. Son yazısında Avustralya'ya yaptığı gezi, burada düzenledikleri konferans ve bulundukları temasları anlatan Aymaz, kendilerini büyük göstermeyi de ihmal etmiyor.

DÜnkü yazısında, Victorya Eyaleti Emniyet Genel Müdürü Simon Overland'ın ziyaretine gidip teşekkür ettiklerini yazan Aymaz, eski emniyet genel müdürü ile de aralarının iyi olduğunu anlattı. Overland'ın daha önce emniyet genel müdür yardımcısı olduğunu yazan Aymaz, "Simon Overland, o zaman genel müdür yardımcısı iken de birçok meselede arkadaşlarımızın görüşlerini alıp diyalog faaliyetlerini takdirle karşılıyormuş." dedi.

Aborijinlerin eğitimi
"Arkadaşlarının", Aborijinlerin eğitimi konusunda Overland'a faydalarının dokunduğunu iddia eden Aymaz, "Hatta Aborijinlerin eğitilip topluma kazandırılması konusunda arkadaşlardan fikrî destek istemiş." dedi.

7 Eylül tarihli yazısında kendilerine yönelik ilginin nedenini de açıklayan Aymaz, "İnsanlarımızın adanmışlık ruhuyla ortaya koydukları başarılı eğitim faaliyetleri ve kültürler arası diyalog çalışmalarındaki gayretleri dikkatini çekmişti. Çünkü çok kültürlü Avustralya toplumunda 248 ülkeden insan; 289 çeşit dil ve 128 din ve inanç var." demişti.

Aymaz kimdir?
Gülen'in 1966 yılında İzmir'e atanmasının ardından onun öğrencisi olan Abdullah Aymaz'ın yolunu Gülen çizmiş. İmam Hatip öğrencisi olan Aymaz'ı İlahiyat Fakültesi'ne gitmesi konusunda teşvik eden de Gülen olmuş. Aymaz, üniversiteden sonra bir süre öğretmenlik yapmış. Çeşitli müstear isimlerle yazılar ve kitaplar yazan Aymaz, Gülen'in halefleri arasında gösteriliyor. Gülen'in yerini alacak üç isimden biri olarak gösterilen Aymaz, diğer adayların da "ağabey"i. Zaman gazetesinde de çeşitli yöneticilik görevler üstlenen Aymaz, cemaatin "Avrupa İmamı" olarak biliniyor.

12:16 - 22/9/2009 - Yorum {1} - yorum yaz


Etiketler : Abdullah Aymaz, fethullah gülen, Nur Cemaati, Avustralya,

Fethullahçı DİGİAD'ın Güneydoğu Çıkarması

CEMAATİN DİYARBAKIR ÇIKARMASINDA NELER OLDU

digiad

 Geçen hafta cemaat Diyarbakır’a bir çıkarma yaptı. 

Bu çıkarma kısa adı DİGİAD olan Diyarbakır Girişimci İşadamları Derneği’nin düzenlediği davet ile gerçekleşti.

DİGİAD’ın en önemli özelliği Fethullah Gülen Cemaati’ne yakın işadamlarının oluşturduğu bir örgütlenme olması.

DİGİAD, cemaatin okullarını finanse eden işadamlarından oluşuyor.

Dernek üyeleri aynı zamanda cemaatin Kuzey Irak’a açılan ayaklarını oluşturuyor.

Peki cemaatin çıkarmasında işadamları dışında kimler vardı?

Sabah Gazetesi’nden yakın zamanda istifa eden Nevzat Çiçek, Zaman yazarları Ali Bulaç ve Hüseyin Gülerce, Star Gazetesi’nden Nasuhi Güngör ve Salih Yaylacı...

Yazarlar DTP’nin ileri gelenleri ile buluştu ve Kürt açılımını konuştu.

Ziyaret kapsamında Diyarbakır Emniyet Müdürü, Diyarbakır Valisi ve DTP’li belediye başkanları ziyaret edildi.

Burada kuşkusuz en dikkat çeken isim Nevzat Çiçek idi…

Biraz Nevzat Çiçek’den bahsedersek;

Çiçek, Taraf gazetesinin kuruluşunda görev aldı. Gazetede yurt haberleri müdürlüğü ve istihbarat sorumluluğunda bulundu.

Taraf Gazetesi’nden 2008’in sonunda ayrılan Çiçek, Sabah Gazetesi’ne transfer olmuştu. Ancak Çiçek bundan sadece birkaç gün önce Sabah’tan da ayrıldı. Çiçek’in Sabah’tan ayrılmasında cemaatten pek hoşlanmayan Şaban Arslan ile olan tartışmasının etkili olduğu iddia edilmişti. Sabah’tan ayrılmasının Diyarbakır dönüşü olması ise dikkat çeken ayrı bir konuydu.

Nevzat Çiçek Taraf’taki tartışmalı pek çok Ergenekon haberi dışında Nokta Dergisi’nde de benzer bir gazetecilik yaptı. Taraf Yazarı Alper Görmüş ile Nokta’dan beri beraber çalışan Çiçek, Nokta Dergisi’nin ordunun tepkisine neden olan haberlerini yapan kişi olması ile de tanınıyor. Çiçek, Beşir Atalay’ın İstanbul Ticaret Üniversitesi’nde Kürt Açılımı üzerine konuştuğu 13 gazeteciden biriydi.

Pek çok yazısına “PKK’ya yakın kaynaklar ile yaptığım görüşmeye göre” diye başlayan Çiçek’in cemaatin Kürtler ile görüşmesinde aracılık ettiği konuşuluyor.

Diyarbakır’da gazeteciler ile DTP’liler arasında sık sık konuşulan konulardan biri ise Abdullah Öcalan’ın Fethullah Gülen’e ilişkin olumlu açıklamalarıydı.

Öcalan’ın açıklamalarının hem Kürtler hem de cemaat üzerinde yaptığı etki gözlerden kaçmadı.

Cemaate yakın gazeteciler ve işadamları, DTP hakkında dikkatli bir dil kullanırken; DTP’de cemaat hakkında olumsuz sözler kullanmaktan kaçındı.

Hatta daha önce soğuk rüzgarlar esen DİGİAD ile DTP arasında da bu sefer daha olumlu bir hava vardı. DİGİAD’ın düzenlediği iftara DTP İl Başkanı Fırat Anlı, Diyarbakır Belediye Başkanvekili Ali Şimşek, Sur Belediye Başkanı Abdullah Demirbaş katıldı. İftarda samimi görüntüler yaşandı.

Bakalım cemaatin Diyarbakır çıkarması, cemaate karşı oldukça soğuk bakan DTP’nin tavrının değişmesine neden olacak mı? Öcalan’ın yaptığı açıklama sonrası gerçekleşen ziyaret ve yapılan konuşmalar iki kesimin de birbirine bakışını değiştireceği yönünde.

Barış Terkoğlu

Odatv.com

00:06 - 15/9/2009 - Yorum {yok} - yorum yaz


Etiketler : DİGİAD, Nur Cemaati, Nevzat Çiçek, Taraf, DTP, Fethullah Gülen

FETHULLAH GÜLEN ABDULLAH ÖCALAN REALİTESİNİ TANIDI MI?

FETHULLAH GÜLEN ABDULLAH ÖCALAN REALİTESİNİ TANIDI MI?

fethullah gülen

Abdullah Öcalan 16 Ağustos 2009 tarihli görüşme notunda ilk defa Fethullah Gülen ile ilgili olumlu sözler kullandı. Öcalan konuşmasında: “Ben Fethullah Hoca'yı takip ediyorum, okuyorum. Olumsuz değerlendirmiyorum. Kürdistan'da okulları cemaatleri var. Örgütlüler. Demokratik temelde, karşılıklı yaklaşımlar olabilir” dedi.

Öcalan’ın bu açıklaması hem Fethullah Gülen’e övgü hem de “karşılıklı yaklaşımlar olabilir” diyerek önümüzdeki döneme ilişkin bir teklif olarak anlaşıldı.

Fethullah Gülen’e yakın Zaman gibi gazeteler, Aksiyon gibi dergiler, Samanyolu Tv gibi televizyonlar ya da Fethullah Gülen’den haberler vermek üzere pek çok internet sitesi vardı. Ancak Türkiye’de pek çok yayın organında çıkan bu açıklama buralarda yer almadı. Oysa cemaatin yayın organları Gülen’e ilişkin hemen hemen her açıklamayı yayınlıyorlar, olumsuz olanları ise cevaplıyorlardı.

Odatv olarak günlerdir bekliyoruz ancak Öcalan’ın bu açıklaması herhangi bir cemaat yayınında yer almadı. Cemaat bu açıklamalara yer vermedi.

Taraf Gazetesi’nin Alperenler’den dayak yiyen yazarı 22 Nisan 2009 tarihli yazısında her iki tarafa birbirini tanıma ve Kabul etme çağrısı yapmıştı. İki tarafın bir araya gelmesi durumunda İttihatçı zihniyetin sona ereceğini söylemişti. Açıklamayı yapan yazar, her iki tarafın birbirinin realitesini tanımasını önermişti.

Abdullah Öcalan bu açıklaması ile Fethullah Gülen realitesini kabul etmiş oldu.

Şimdi herkes şunu soruyor: “Fethullah Gülen sessiz kalarak Abdullah Öcalan realitesini kabul mü etmiş oldu?”

Odatv.com

03:56 - 3/9/2009 - Yorum {yok} - yorum yaz


Etiketler : Abdullah Öcalan, fethullah gülen, Taraf gazetesi,

Hakan Şükür’e Fethullah kontenjanı

Hakan Şükür'e Fethullah kontenjanı

hakan şükür

AKP iktidarı ile birlikte Fethullahçıların kontrolüne giren TRT'de yeni bir açılım daha yapılıyor. Cemaatçi kimliğiyle tanınan Hakan Şükür, yeni açılacak spor kanalının başına getiriliyor.

TRT yönetimi kadrolaşmada bir eşik daha atladı. Daha önce TRT ile yorumcu olarak anlaşan ve yıllık 700 bin TL alan Hakan Şükür'ün, yeni açılacak spor kanalının başına getirilmesi planlanıyor.

Şükür yönetici olacak

TRT'nin kurmaya karar verdiği yeni kanalın başına Hakan Şükür'ün getirileceği iddia edildi. Gazeteciler.com sitesinin özel haberine göre, TRT Genel Müdürü İbrahim Şahin, kurulmasına karar verdiği kanalın başına Hakan Şükür'ü oturtacak. Daha önce de Hakan Şükür'e çok para verdiği için eleştirilen Şahin, verilen paranın yüksek olmadığını söyleyerek Hakan Şükür'ü savunmuştu. Türkiye'de cemaatçi kimliği en çok vurgulanan futbolcu olan Hakan Şükür'ün yeni açılacak kanalın başına getirilecek olması, TRT'de yaşanan kadrolaşmanın bir parçası olarak değerlendiriliyor.

İnşaat şirketinden yönetmen kiralamıştı

AKP hükümeti döneminde TRT'nin başına atanan ve Zaman, Yenişafak, Samanyolu, Cihan Haber Ajansı gibi basın kuruluşlarından birçok ismi TRT'ye getiren ve Fethullahçı kadrolaşmayı her düzeyde sağlayan Şahin, çok ilginç kararlara da imza attı.

Cumhuriyet gazetesi, TRT Genel Müdürü İbrahim Şahin'in, Amasyalı inşaat firması Yapal İnşaat Taahhüt Mobilya Sanayi Ticaret Limited Şirketi ile hizmet alım sözleşmesi imzaladığını ortaya çıkardı. TRT’nin yeni kurulan kanalı TRT Türk ile Yapal İnşaat Taahhüt Mobilya Sanayi Ticaret Limited Şirketi arasında, başta yönetmen yardımcısı, montajcı olmak üzere 15 kişilik hizmet alım sözleşmesi imzalandığı saptandı. TRT yönetiminden konuyla ilgili bir yalanlama gelmezken, TRT-Türk Kanal Koordinatör Vekili Muharrem Sevil, Haber-Sen’in bilgi edinme başvurusuna verdiği yanıtta, 13 Nisan 2009 tarihinde, TRT ile Yapal İnşaat şirketi arasında 15 kişilik, yönetmen yardımcısı, montajcı, alt yazı operatörü, grafist olmak üzere, hizmet alım sözleşmesi imzalandığını bildirdi.

TRT değil Fethullah TV

Son dönemde TRT'ye gelen bazı isimler ve kökenleri şöyle:

Haber Dairesi Başkan Yardımcısı Ahmet Böken, Samanyolu TV'nin genel yayın yönetmeniydi.

TRT Arapça koordinatörü Sefer Turan, Kanal 7 dış haberler müdürüydü.

Kürtçe yayın yapan TRT 6'nın haber sorumlusu Cumali Çaygeç Samanyolu'ndan.

Merkez Haberler'deki 2 editör, Ahmet Torun ve Cavit Atasever, Samanyolu'ndan.

TRT 2 haberlerinde editör olarak görevlendirilen Mehmet Çığın, Samanyolu'ndan.

TRT'deki bazı programlar:
Samanyolu'nda Faruk Bilgin'in yaptığı “Açı” adlı program bütün formatıyla “Açılar” adı altında TRT'de yayımlanıyor.

TRT'deki “Büyüteç” programının sunucusu Savaş Genç, Samanyolu'nun internet sitesinde haber yazıyor.

“Enine Boyuna” programını Zaman ve Today's Zaman yazarı Dr. İbrahim Kalın sunuyor.

“Ezber Bozan”ı, Yenişafak yazarı Tamer Korkmaz hazırlayıp sunuyor.

“Felsefe Konuşmaları”nı Prof. Dr. Teoman Duralı yapıyor. Teoman Duralı'nın yazıları Yeni Şafak ve Zaman gazetelerinde yayımlanıyor.

“Şenlik Var” programı daha önce Samanyolu TV'de program yapan Murat Yeni tarafından sunuluyor.

“Gündeme Dair” programını Emre Aköz ile Mumtazer Türköne hazırlayıp sunuyor.

“Rengâhenk” programı Fethullah Gülen'in yazdığı metinleri seslendiren İlker Gültekin tarafından hazırlanıyor.

“Bedirhan Gökçe ile Gecenin Kıyısında” isimli programda Bedirhan Gökçe, Fethullah Gülen'in şiirlerini seslendiriyor.

“Düşünce İklimi” programın sunuculuğunu ve danışmanlığını Abant Platformu'nun koordinatörlerinden Prof. Dr. Kenan Gürsoy yapıyor.


Bunların yanı sıra TRT'de yayınlanan programların içeriği dinselleştirilirken, kadrolaştırmaya direnen özellikle Haber-Sen üyesi emekçiler de baskıya uğruyor.
(soL - Haber Merkezi)

00:58 - 31/8/2009 - Yorum {yok} - yorum yaz


Etiketler : Hakan Şükür, fethullah gülen, fethullahçı gladyo, Nur Cemaati, TRT,

Fethullah Gülen'in Amerika'da ki Çiftliğinin Bahçesinde

HERKES FETHULLAH GÜLEN’İN ABD'DEKİ EVİNİ HABER YAPTI

Hürriyet gazetesinden Tolga Tanış, Fethullah Gülen’in Amerika’da yaşadığı çiftliği yerinde gördü ve yazdı. Hürriyet’in Cumartesi ekinde yayınlanan haberde şöyle deniliyor: 

“Gülen’in, Manhattan’a 140 km. uzaklıkta, Saylorsburg kasabasında yaşadığı çiftliğe “kamp” deniyor… Ancak kampa girmek için mutlaka randevu almak gerek. Bunun için de, referans vermeniz isteniyor. Kapıdaki giriş çıkışlar çok sıkı. Randevusuz gelen cemaat yöneticileri bile geri çevriliyor.”

Haberden, Amerikan yasaları gereği etrafı çitle çevrilemeyen bu çiftliğin bir kapısı olduğunu ve giriş - çıkışın sıkı kontrol edildiğini öğreniyoruz.

Şimdi fotoğrafa dikkatle bakalım.



Kapıda dalgalanan bayrak ne bayrağı?



Amerika Birleşik Devletleri bayrağı.



Amerikalıların evinin önüne bayrak dikmek alışkanlığı vardır, bunu biliyoruz. Ama Türkler arasında göndere Amerikan bayrağı çeken bulmak zordur. 



Mesele olan Fethullah Gülen’in bu bayrağı hangi saikle göndere çektiğini bulabilmekte. 



Yoksa Gülen “milliyetçi görüş ve söylemleriyle” övünen biridir. Bu yüzden cemaat içinde çok sayıda ülkücü kökenli kişi vardır. 



Meraklısına not: ABD bayrağı bulgusu herhangi bir ima içermemektedir; bundan emin olun. Bizim için ilginç olan her zaman haberdir.



Odatv.com

18:18 - 18/8/2009 - Yorum {yok} - yorum yaz


Etiketler : fethullah gülen, amerikan emperyalizmi,

Sonraki Sayfa
Hakkımda
Düşünen beyinlere haberin adresi
Ana Sayfa
Profilim
Arşiv
Rss
GiZLi BELGE
GLADYO
Kategoriler

Son Yazılar
- Bir Ankaragüçlü’nün Çarpıcı Açıklamaları
- İşte Chris Mason'ın Biyografisi
- Kurtarıcının kurtarıcısı | Doğu Perinçek
- 4 Polis Vakit Gazetesine Bilgi Sızdırmış
- Vakit gazetesi Yunan ordusunu övdü Türk ordusuna saldırdı
- TEKEL İşçisine Tazminat Kandırmacası
- Hayati Yazıcı: "TEKEL Direnişi, PKK'nın İşi"
- "Tayyip Özel Örgütü"
- 3H tepkilerden çekindi, başka yere gitti
- Aydın Tokat Kimdir?
- Albay Recep Gençoğlu, tutuklandı
- TEKEL İşçileri Yeniden Açlık Grevinde
- Vakit’ten tiyatro oyununa saldırı!
- 'Seçim barajı Türkiye'de şart'
- Darbe Tefçisi Nazlı Ilıcak'ın 12 Eylül Öncesi Yazılarından S

YASAL UYARI Bu blogtan indirmiş oldugunuz dosyalar telif haklarıyla korunmuş eserlerin digital kopyalarıdır ve tanıtma-sevdirme-satınalmayı özendirme amacıyla koyulmuştur-digital kopyalar hiçbir zaman orjinallerin yerini /tadını tutamaz-ve 5651 sayılı kanunun 4.maddesi gereğine göre bilgisayarınız da 24 saatten fazla tutmanız T.C. yasalarına göre suç sayılır , bu duyurunun okunmasını /yayınlanmasını takiben, sitede bulunan içerikten ( yada bağlantı sağladığı başkasına ait içerikten ) ötürü tüm sorumluluk kullanıcıya ait olacaktır, blogda bulunan eserleri temsile yetkili kişi / kurumların başvurusu halinde isteği doğrultusunda hareket edilecektir. Aydınlık-Remzi Gür Tayyip'in Gizli Kasası Etiket Bulutu
Melih Gökçek Ankaragücü Ankara Anti-X Sokak Chris Mason Yasemin Çongar CİA ajan Taraf Doğu Perinçek Aydınlık Tekel Tekel işçileri ordu vakit gazetesi Vakit Uğur Dündar polis TSK Yunan ordusu namaz Tayyip Erdoğan Vakıflar Bankası 4C tazminat Hayati Yazıcı pkk akp Behiç Kılıç EMASYA Protokolü Tayyip Özel Örgütü Kamu Düzeni Müsteşarlığı 3h TKP TGB Aydın Tokat Devlet Bahçeli Tayyip özel örgütü Bahçeli'nin danışmanı
Arkadaşlarım
Blogcu Yardım
oycaptainmycaptain
ergenekon free webpage hit counter